Iğdır'ı Sevmek.

IĞDIR’I SEVMEK

 

                                                           Ziya Zakir ACAR

            Ağrı zirvesinde buzul ve kar,

            Ovada Aras’ım coşkuyla akar.

            Benim yüreğimde boylu boyunca,

            Memleketim var.

            Canıma, ciğerim dek işlemiş,

            Iğdır sevgisi var.

 

Dünya coğrafyasında ender sayılacak bir özelliğe sahip iklim ve doğa özelliği ile Doğunun Çukurovası olarak adlandırılan Iğdır, üç ülkeye komşu olan şirin bir ilimizdir.

Türk tarihinin sembol bölgelerinden olan Iğdır, Doğu Anadolu’nun kilidi durumundadır. Iğdır, ”İpek Yolu” üzerinde (Tebriz, Tiflis, Erivan, Batum merkezleri) bulunmaktadır.

Iğdır, İnsanlığın Nuh-Nebi Gemisi’nden Ağrı Dağı’nda dünyaya yayıldığı merkez beşiktir.

Iğdır Asya Türklüğünün Anadolu’ya ilk adım attığı, ilk kök saldığı uğurlu toprak ve şimdi Türkiye’nin Asya’daki Türk ellerine açılan sevgi dolu sıcak kapısı, Türk ruhunun bayraklaştığı şirin, bereketli güzel bir vatan köşesidir.

            Iğdır insanlık tarihinin beşiği, Anadolu’nun anahtarı Türklerin ve Türklüğün geçit ve irtibat mahalıdır.

            Iğdır, Selçuklu Sultanı Alparslan (1063-1072) ilk batı seferi sırasında Bizanslılardan Ağrı Dağı kuzeyi ve Arpaçay’ı ile kolları boylarını fethederek bugünkü Müslüman Türkeli Türkiye’sinin temel atıldığı yerdir.

Iğdır, Osmanlı İmparatorluğu’nu kuracak ve üç kıtaya sahip olacak 632 yıl hüküm sürecek olan Osman Gazi’nin ilk ayak bastığı ve barındığı Anadolu’nun uğurlu Sürmeli Çukuru’dur.

Dede Korkut kitabında Hazar Denizi’nden Kızıl ırmak başlarına, Kafkas Dağlarından Kerkük ile Mardin’e kadar ki yerlere uzayan Oğuz-eli ülkesinin hükümdar hanedanı  olan “Salvan Kalan Han” sülalesinin çifte başkentinden birisi olan “Sürmeli” (öteki: Ağca Kale) şehri örenleri bugün Iğdır’da Kara Kalesi yerindedir. Iğdır, Karakoyunlu, Aralık ve Tuzluca ilçeleri bölgeleri için tarihte ve halk arasında yaşaya gelen “Sürmeli Çukuru” deyimi buradan gelmedir.  

            En eski Türk diline göre güneye ala veya kızıl, kuzeye kara veya karaca, doğuya yeşil veya göğce, batıya ak veya akça denilmesi gibi milli geleneğimiz yüzünden Sürmeli Çukuru’nda oturan Oğuzlar, güneylerindeki yaylakları olan dağa “Arkuri” “Yatan Alatağ” ‘ın eski yaylağı “Ahura Köyü” (Yenidoğan/Aralık) hem de Kâtip Çelebi’nin Cihannümasında anıldığı gibi Ark(ur)ı-dağı ve şimdiki Ağrı dağı sözü bundan kalmadır.

Iğdır, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük dağı olan Ağrı Dağı ile Aras Nehri arasında bulunan eşsiz güzellikte bir ilimizdir. Iğdır, kültür zenginliği, tarihi eserlerle dolu bir ata mirasıdır. 

Iğdır, Kars ve çevresi Yukarı eller, eski çağlarda kavim adlarına göre Urartuların ilah adıyla Kalde, Saka Türklerinin Zen-Avasta’ki adıyla (Hunlar) ülkesi diye tanıdığı gibi eski Part’ların milli adına göre 11. yüzyıldan beri Torkom (an) Türkmen ülkesi ve Oğuz-name de Oğuz elleri diye anılan yerlerdir.

Iğdır ve Kars İli’nin kurtuluşu için Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN Nutuk’ta “Yeni Türkiye’nin ilk askeri zaferi sayılır.” Dediği güzel bereketli yöredir.

 “Anadolu Fatihi” Selçuklu Sultanı Alparslan da, “İlk-Batı Seferi sırasında Bizanslıları yenerek, 16 Ağustos 1064’de Iğdır İlinde Türkiye’mizin kuruluş temellerini uğurlu eliyle bu kutlu topraklarda attığı yerdir.

Iğdır Anadolu’nun ebedi “Türk –Eli” olarak kuruluşunda ilk açılan kutlu bir yurt köşesidir.

Iğdır, dört sınırın Ağrı dağında öpüştüğü, at sırtında bir günde yolculukla bir uçtan diğerine yaşlı bir ninenin kazak gibi öreceği yerdir.

            Kutsal değerlere sahip bulunan Güzel Iğdır’ı sevmek; yürek ister, fedakârlık ister, hizmet ister. Iğdır’ı sevmek; özveri ister, üretmek ister, birlik ve beraberlik ister, onu yaşamak ister. Iğdır’ı sevmek lafla olmaz.

Sevgi dolu bir şairim,

Şiirin gerçeğini Ağrı zirvesinde bulmuşum.

Aras derinliklerinde yüzmüş, yıkanmış dilim,

Iğdır’ la ağlamış Iğdır’la gülmüşüm.

Üye Girişi